KOCA ÖKÜZE MEKTUP
 

Büyük oğlum, Jeoloji Mühendisi Toygar, "kısa metrajlı bir film çekeceğim baba, önce senden başlıyorum" dedi.

"Konu ne ?"

"ELLİ YIL ÖNCE,
           ELLİ YIL SONRA"

"Ohoo, çok geniş"

Elli yılo önce mektuplar yazılırdı.

Çoğunlukla, büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öperim diye başlayıp, beni soranlara baki selam diye biten asker kokulu mektuplar.

Sevgililerin, bir sözcüğe, bir heceye, hatta bir harfe dünyaları sığdırdıkları mektuplar.

Okuduktan sonra gizli bir yere saklanan, sonra da dönüp dönüp okunan mektuplar.

Çevresi cicili, zarflar içinde gelip giden mektuplar. Şimdi yazılmaz oldu o mektuplar.

Elli yıl sonra ise, MEKTUP ne demektir diye sözlüklere bakılacak.

***

Elli yıl önce, öküz gücüyle işlenirdi toprak.

Bir gün traktör girdi tarlaya bağırarak.

Tarlanın dışında kaldı öküz.

Bir güzel dinlendi bunca yılın koca yorgunu. Dinlendi dinlenmesine ama oldu samanından. Ardından da öküzlük yaşamından.

O öküz ki, öküz olduğundan beri, insanoğlunun sofrasına, ekmek taşıdı. Bu yüzden insanoğlu borçludur öküze.

Ben de insanlık adına o öküze bir mektup yazdım.

Kıyıları işlemeli, köşesinde -UÇAK İLE- sözleri yazılı zarfla gönderdim.

Mektupta:
          Yerinde rahat uyu öküzüm. Elli yıl sonra o traktör de kovulacak o tarladan.

***

Tüfek icat olunca, nasıl paslandıysa eğri kılıç kınında, elli yıl sonra bir çok şey tepe taklak olacak şu dünyada.

***

Ancaaak, ancak;
Tutucu ile yenilikçi açısından bakılınca iş başka.

Ne kadar ELLİ YIL ÖNCE ELLİ YIL SONRA dilimi geçerse geçsin aradan.

BURUN AYNI BURUN
          SORUN AYNI SORUN

          olarak duracak.

 


Önceki Yazıları
 

Bu yaprak 679 kez görüntülenmiştir.
 

 

Isparta'ya Ayrımlı Bir Bakış