EY TÜRKÇE
İKİ ELİM DE GIRTLAĞINDA

 

Bir halk için DİL in ne demek olduğunu algıladığımdan beri kendi ölçütlerimde TÜRKÇE, TÜRKÇE diye dil döktüm, dil dökerim.

Bir yurttaş olarak çevreme anlattığımdan başka, karınca kararınca yayınladığım HONAMLI YÖRÜKLERİ adlı kitabımda, Milliyet Gazetesi'nde, TÜRK DİLİ dergisinde, çeşitli yerel gazetelerde, internette, şiirlerimde, konuşmalarımda... dilimize sahip çıkmamız gerektiğini haykırdım.

Kırk yıla yakın bir zaman geçti aradan.

O günden bu güne kadar ne oldu biliyor musunuz ?

Türkçe biraz daha dişlendi, biraz daha yoksullaştırıldı.

Artık yorulmaya başladım.

Ama insanın canı durmuyor ki.

Yazılı ve görsel basına bir bakın.

Türkçeyi silip süpürmek için nasıl didiniyor ?

Canını dişine takmış nasıl çırpınıyor ?

Bir konuşmada söylenecek sözcüğün Türkçesi pırlanta gibi gözünün içine bakıp dururken o, arana arana küflü bir yabancı sözcük bulup onu kullanıyor.

Basının elindeki güç oldukça büyülü.

Bir kişinin o büyünün etkisinde kalmaması elinde değil.

 

İKİ ÖRNEK

A:

 

Geçenlerde büroma karı koca iki işdaşım geldi. Konuşurken bayanın övüleceği bir nokta çıktı karşımıza. Ben de kadın avukata başat bir kadınsınız dedim. Bayan, başat sözcüğünü anlayamadığını söyledi. Eşine sordu. Eşi de dominant dedi.

Görülüyor ki, Türkçe bir sözü yabancı dile çevirerek anlama dönemine de girmişiz.

Parti önderleri örnek alınacak kişilerdir.

Adı üstünde önder bunlar.

Bu konuyu önleyici görev yapmaları beklenir onlardan.

Ne gezer onlar da medyanın arkasından gelen onun yozlaştırıcı eylemlerine katılan birer yoksun.

Bu durumu gördükçe, bundan otuz sekiz kırk yıl önce yaşadığımız bir anım gelir aklıma hep.

 

B:

Ben lisedeyken, ilkokulda okuyan küçük kardeşim, benim ağzımdan eşeğin İngilizcesi olan DONKEY sözcüğünü duymuş ve öğrenmişti.

Gördüğü eşeklere donkey aşağı donkey yukarı der dururdu.

Rahmetli anam eşya taşımak için dayımların eşeğine gerek duymuş. Eşeği getirmesi için kardeşimi göndermiş. Gitmiş kardeşim.

Dayım da tarladan yeni gelmiş, eşeğinin semerini çözüyormuş.

"Dayı, anam sizin DONKEYİ istiyor" demiş kardeşim.

"Neyi istiyor neyi ?"

"Donkey, donkey"

Kulağını yaklaştırıp iyice dinlemiş:

"Donkey dayı donkey"

Karısına seslenmiş dayım:

"Hanım şu çocuk bir şey istiyor ne istiyorsa ver" demiş.

***

Bu bir çocukça oyun.

Ya basının yaptığı sanki çocuğun yaptığından çok mu başka.

Ben artık yoruldum.

Ey Türkçe;

Haberin olsun bundan sonra iki elim de gırtlağında.

                       

 


Önceki Yazıları

 

 

Isparta Kent Kılavuzu