|
Ellili yıllarda uygarlıkla tanışmaya
başlayan yeni evli amcamın oğlu İsa pille çalışan bir radyo almıştı.
O zaman radyoda yoğun olarak türkü çıkardı. Halk türküyü sever bilirsiniz.
İsa ve karısı da Türküyü çok sevdiklerinden borca girip radyoyu almışlardı.
Akşamları birer ikişer gelen komşularla birlikte bol bol türkü dinlerlerdi.
Türkü programı bitince radyo da kapatılırdı. Radyonun alınışının bir
kaçıncı günü bizim amcaoğlu radyosunu gururla açtı ve yanık yanık türküleri
karısıyla zevkle dinlemeye başladı.
Bu sırada gelen bir haber üzerine İsa acele tarlaya gitmek zorunda kaldı.
Biraz sonra türkü programı bitmiş hafif müzik başlamıştı. İsa’nın karısı
radyonun kullanmasını yani açıp kapatmasını öğrenmemişti. Gerçi İsa’da pek
yaklaşmasını istemiyordu ya.
Genç kadın radyoyu kapatmak istedi. Ama dediğimiz gibi bilmiyordu ki.
Dışarı çıkıp kocasına baktı. Görünürlerde yoktu kocası.
Hoşuna gitmeyen bir müziği dinlemek zorunda kalmasından başka pil boşa
gidiyordu.
Aklından geçeni yapmaya başladı kadın. Bir battaniyeyi katlayıp radyonun
üzerine örttü. Azalsa da ses geliyordu. Getirip bir de yorgan örttü. Ses
daha azalmıştı ama yine de kapanmış sayılmazdı. Ses kesilinceye kadar
yorganları yığdı üzerine. İşi başarmıştı. Çünki radyonun sesi çıkmıyordu.
İçi rahatlamış olarak gidip işine koyuldu kadın.
Hükümet liranın sıfırlarını silince oldukça rahat konuşuyor. Neyimiş,
enflasyon adamakıllı düşmüş. Kırk yıldır böyle bir düşüş görülmemiş.
Paradan sıfır silmekle enflasyon düşmez.
İç üretim sağlıklı bir biçimde gelişip yerine oturmadıkça enflasyon
kesinlikle düşmez. Düşmedi de; düşmeyecek de.
Sadece İsa’nın karısının radyoyu kapatmasına benzer bir iştir yapılan şey. |
|