TÜRKÜLER VE ZEYBEKLER
DİYARI ISPARTA

 
 

Niyazi Yılmaz
TRT Ankara Radyosu Sanatçısı

 

 

Edebiyatımızda "Gül" sevilen, "Bülbül" seven sembolleri olarak bilinir. Gül deyince de güzel Anadolu'da ilk akla gelen beldemiz tarihi Isparta şehrimizdir. Ege'nin sonu ve Akdeniz'in güzel iklimini soluyan, renkler diyarı, motifler diyarı ve güzelliklerin raks ettiği kelebekler misali oyalan, kilimleri ve halılarıyla Türk kültüründe apayrı bir yer tutar.

Birçok bilim adamı, doğa ve iklimin bitki örtüsünün ve onun efsunlu güzelliklerinin insanın fiziki, bedensel yapısında çok olumlu etkiler yaptığını söylerler. Hatta sadece bedensel değil, ruhsal yapının da dengelenmesinde önemli rol oynadığını belirtirler.

Benim doğduğum ve büyüdüğüm Afyon - Sandıklıya çok yakın olan, yıllarca gidip geldiğim, suyunu içtiğim, gülünü, havasını kokladığım Isparta; Afyon - Isparta - Burdur üçgeninde gelenek ve görenekleriyle, yaşam biçimiyle, birbirinden ayrılmaz bitişik kardeşler gibidirler.

Birçok düğün, dernek, imece, üretim, bayramı, seyranı, âdetlerinin birlikteliği size aynı beldede yaşıyormuş gibi yakın ve sevecen gelir.

Isparta’nın çok çalışkan insanları sadece yurdumuzda değil dünyada da adlarını duyurmuşlardır. Birçok devlet adamı da buradan yetişmiştir. Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman DEMİREL gibi.

Gülcülük, gülyağı, halıcılık, kilimler, el işleri yanında güzel Eğirdir Gölü'nden elde edilen kerevit ve göl ürünleri yeni gelişmiş meyvecilikte Barla ve çevresindeki elmalar yurt dışına da yollanır.

Gelelim konumuz olan Zeybekleri ve Oyun Havalarına...

Isparta’da zeybeklerin bambaşka bir yeri vardır. Düğünde, dernekte, eğlencede, yarenlikte zeybek oynanmadan olur mu? Yiğitlik, mertlik ve kartal motiflerini içeren bu koreografık ve estetik hareketler sizi kendinizden alır, başka rüyalara götürür. Yiğitlik, mertlik, cengâverlikle sevecenlik kokan bu musiki renkleri ve koreografik yapı, saygıyı da yanında getirir. Zeybeğim gelir, (ağabeyim, ağam gelir) anlamında da kullanılır Ege ve Akdeniz'de.

O azametli "evlerinin önü mersin" zeybek havası tarihi Isparta’nın sembolüdür.

Evlerinin önü mersin,
Ah sular içmem gadınım tersin tersin.
Mevlâm seni bana versin.

Bağlantı: Al hançeri gadınım, vur ben öleyim.
Ah kapınızda gadınım kul ben olayım.

Yine Isparta’nın ünlü zeybeklerinden muhteşem bir hava. O beldenin değerli sanatçısı ve İstanbul Radyosu Saz Sanatçısı arkadaşım Yalçın ÖZSOY'dan derlenmiştir.

"Ardıçtandır kuyuların kovası,
Suya goyvermiyor kızın gâvur anası.
Ne ettim'de aldandım bir mevlâdan bulası...
ve devam eder zeybek.

Yalçın ÖZSOY'dan alınan zeybekler devam ediyor.

"Şu Aydın'ın uşağı,
Gevşek bağlar kuşağı.

Ve yine bir başka zeybek oyunu,

"Ay doğar ayan beyan,
Aman yoluna düştüm yayan.

Hocam Muzaffer SARISÖZEN'in Ali KÜÇÜKÇAYLl'dan derlediği görkemli bir zeybek havası. Sanki dantela gibi işlenmiş.

Şu gelen atlı'mıdır?
Sorun Bağdatlı'mıdır?
Her gelen yâri sorar,
Yâr bu kadar tatlı'mıdır?

Sazlarla enstrümantal müzik olarak çalınan Isparta’nın kesinti zeybeği yüreğimizi yerinden oynatır. Bu zeybeğin oynanmadığı bir düğün, dernek ve meclis, toplantı var mıdır?

Gül, Türklüğün vurgun olduğu çiçeklerin başında gelir. Bin bir renk ve koku cümbüşü içinde ruhumuz ve gönlümüz, bedenimiz bu diyarda yıkanır âdeta. Ayrıca bu beldede gül dalı ve gül isimlerine ve gül'ün üretilen ve türetilen değişik isimlerine sık sık rastlarsınız. GÜL, GÜLDEREN, GÜLSEREN, GÜLDANE, GÜLSER, GÜLDAL, GÜLAMBER, GÜLTAZE, GÜLFİDAN bunlardan bazıları...

Çemberinin kenarına işlediği oyasının gül renginin bin bir tonu güzel yüzlerine vuran Isparta’nın bu güzel insanları her zaman güler yüzlü, cana yakın, konuksever ve sevecendirler. Ağırbaşlı ve oturaklı bir görünümde olan bu insanlar "gakgili" ve "datdiri" havalarında ve "teke" havalarında yerinde duramazlar. Her ne kadar Burdur - Antalya - Muğla "teke" havalarının yurdu ise de TÜRKMEN ve AVŞAR boylarının bu yiğit insanları, aynı törenin aynı kültürün taşıyıcılarıdır.

Gül bülbülsüz olur mu? Baharda gül kokusu ve bülbül sesini dinlemek, hülyalara dalmak, güzel kokulan solumak isterseniz herhalde Isparta’ya uğramalısınız.

İşte burcu burcu, gül kokan bir gül türküsü;

"Güle düştüm gülmedim,
Gülden düştüm ölmedim.
Elâ gözlü yârimi,
Tam bir aydır görmedim.
Of of sinem of.
Arabamı koşamam,
Yokuşları aşamam.
Ver baba sevdiğime,
Ölürümde yaşayamam.
Of of sinem of.

Ispartalılar töreye göre çok çekingendirler. Kız veya oğlan sevgilerini gizli tutarlar. Onu büyüklerine söyleyemez, ancak, yörede yakılan türkülerle dile getirirler.

Isparta'nın hem söylenen hem de oyun havası olarak çalınan, çok bilinen bir türküsü var:

"Gıcır gıcır gelir yârin kanısı.
Ben'de bilmem benim yârim hangisi.
İnce belli fidan boylu kendisi.

Bu parça aynı kültürü taşıyan Afyonkarahisar ve çevresinde de düğünlerde mutlaka söylenir ve oynanır.

Yine hareketli türkülerinden,

"Bak şu kaşın karasına,
Nişan çekmiş arasına.
Gadınım gel, bidanem gel.

Isparta’nın başka bir hareketli, ritmik, eğlenceli bir türküsü,

"Çayıra serdim postu,
Şu gelen kimin dostu.
Gören maşallah desin,
Kimin var böyle dostu.

O yörenin şu türküsü unutulabilir mi?

"Şu derenin uzunu,
Kıramadım buzunu.
Anasının şerrinden,
Alamadım kızını.

Isparta'nın kına havalarından bazıları da şöyle;

"Ağlatman gelini yazık,
Kolunda altın bilezik, ney, ney.

Ve başka bir havada da;

"Ayva dibi serin olur yatmaya,
Kızlar gelir saklı gizli bakmaya

ve devam eder.