|
Türkler 1071 Malazgirt Savaşından on yıl
sonra, Anadolu'nun batısına dek vardılar. İznik'i başkent yapıp Türk
Devletini kurdular. Türklerin devlet kurma, Anadolu'yu yurt edinme
girişimleri Avrupalıları kaygıya düşürdü. telaşlanmalarına neden
oldu. Bu korkularının;
- Politik
- Ekonomik
olmak üzere iki nedeni vardı. Avrupa ülkeleri,
Türklerin Bizans İmparatorluğunu ellerine geçirdikten sonra, Batıya açılıp,
tüm Avrupa'yı egemenlikleri altına almalarından korkuyorlardı. Bu,
politik neden idi. Ekonomik neden de şuydu: XI. yüzyılda, Avrupa ülkeleri
yoksulluk içindelerdi. altın madeni, yer altı ve üstü
zenginlikleri Türklerin ve Doğuda bulunan ülkelerin elinde ve tekelinde
idi. Üstelik alım-satım (ticaret) işleri ile ulaşım için de gerekli
bulunan yollar hep Müslümanların toprakları üzerinde bulunuyordu.
A- BİRİNCİ HAÇLI SAVAŞLARI (1096-1099)
Pierre ERMİTE, adında yoksul bir Fransız
serserisi, kendisi gibi 50.000 Fransız serserisi daha topladı. Almanya'ya
geldikten sonra, 50.000 Alman serserisi de bunlara katıldı. Macaristan ve
Balkanlara geldiklerinde sayıları arttı. Bizanslılar bu kalabalıktan çekindiler.
Yalova üzerinden, Türkiye'ye soktular.
Haçlılar da Müslüman, Hıristiyan ayrımı
yapmadan önlerine kim çıkarsa soyup soğana çeviriyor, ya da öldürüyorlardı.
Türklerin başkenti İznik'i almak almak amacı ile yaklaştılar. 1096 yılının
Eylül ayında Sultan Kılıçaslan kuvvetleri tarafından ya esir alındılar,
ya da kılıçtan geçirilerek, etkisiz hale getirildiler.
Bunların ardından 600.000 kişilik bir haçlı
ordusu daha geldi. Onlarda ilk iş olarak başkent İznik'i kuşattılar.
Kanlı çarpışmalar başladı. Sultan Kılıçaslan, sayıca pek çok olan
Haçlılara "Gerilla" savaşı yapmanın daha iyi olacağı taktiği
ile geri çekilmeyi uygun buldu, kuvvetlerini geri çekti.
Bu çekilme ile, doğal olarak başkent İznik,
Bizanslılara bırakılmış oldu. Haçlılarda Eskişehir üzerinden
Anadolu'ya girdiler. 1097 yılının Haziran ayında, Kılıçaslan, Eskişehir'de
Haçlıların önünü kesti. Acımasız, çok kanlı çarpışmalar oldu.
Haçlıların sayıları pek çok olduğu için, Kılıçaslan savaşı sürdürmenin
yararsızlığını görerek, kuvvetlerini geri çekti.
Kılıçaslan, peşlerini bırakmıyor, pek
iyi bildiği, iyi sonuçlar da aldığı, gerilla savaşını sürdürüyordu.
Türklerin karşılarındaki düşman ikileşmişti; Haçlılar ve Bizanslılar;
iki düşmanla da ayrı ayrı savaşılıyordu. Türklerin gücü, kuvveti
150.000 kişi kadar ya vardı, ya da yoktu. Çok zor günler yaşanıyordu.
Nalla mıh arasında kalınmış, yer demir gök bakır gibi olmuştu.
Dost olmayanlar bu günlerden yararlanmaya
kalktılar. İmparator ALEXIUS Batı Anadolu'yu, İzmir'i Türklerden geri
aldı. Toros'larda ki Ermeni Beyleri de onu izlediler. Hemen Kilikya'da bir
Ermeni Devleti kurdular.
Antakyayı kuşatma amacında olan 600.000 kişilik
Haçlı kuvvetleri de Kılıçaslan'ın gerilla savaşları ile kırıla kırıla,
100.000 kişiye indi; Anadolu toprakları altı haçlıdan beşine mezar
oldu.
1176 KUMDANLI (MİRYOKEFALON) SAVAŞI
1071 Malazgirt Savaşından 105 yıl sonra,
Anadolu'nun yazgısını değiştiren, Türklerin Anadolu toprakları üzerinde
yerleşmelerini; kök, dal, budak salmalarını sağlayan savaşlardan
biri de Bizanslılar ile Türkler arasında;
Hoyran Gölü'nün Kuzeyinde
Senirkente bağlı Gençali köyünden
Yalvaç'ın Gökçeali köyleri arasındaki
dar, iki yanı sarp dağ ve tepelerle çevrili boğazın içinde, bugün
Yalvaç'a bağlı bir kasaba olan
Kumdanlı (Miryokefalon) 'da,
Isparta il sınırları içinde
yapıldı. Buna Türk Tarihinde
1176 KUMDANLI (MİRYOKEFALON) SAVAŞI denir.
(1155-1192) arası, 37 yıl Selçuklu Devleti'nin Devlet Başkanlığını
yapmış bulunan II. Kılıçaslan Anadolu'da güç, kuvvet kazanmaya
başlayınca Bizans İmparatoru Manuel Kommenos endişelenmeye, Bizans'ın
geleceği bakımından korku duymaya başlamıştı. Türklerin güç ve
kuvvetlerini kırmak, varlıklarını ortadan kaldırmak amacı ile savaş
hazırlığına girişti. En uzaklardaki Bizans birliklerini getirerek büyük
bir ordu oluşturdu. Bu orduya; Macar, İtalyan, Sırp ve Peçenek ordularından getirttiği kuvvetleri destek olarak verdi. Türklerle savaşacak
bu ordunun;
Yiyecek, giyecek, silah ve savaş araçlarını hazır etti.
Bizans İmparatoru Manuel Kommenos'un savaş hazırlığını öğrenen II.
Kılıçaslan-Kan dökülmesin; bir barış antlaşması yapalım ! önerisinde bulundu. Bizans İmparatoru Manuel Kommenos II. Kılıçaslan'ın
bu barış teklifini geri çevirdi, kabul etmedi. Bizans ordusu kumandanları
İmparator Manuel Kommenos'a: -Türklerin bu barış teklifini kabul edelim! Aramızda bir barış antlaşması
yapalım. Türklerin atlı ordularını yenemeyiz. Bu, geçmişteki
denemelerde de belli oldu. Türkleri yendiğimizi kabul etsek bile, bu; Türklerin
geleceğine hiç etki yapmaz. Türkler bu kez, pek iyi bildikleri, başarılı
oldukları gerilla savaşına girişirler. Birinci haçlı savaşında olduğu
gibi, Anadolu toprakları hepinize mezar olur.. dedilerse de, İmparatorlarına
söz dinletemediler.
KILIÇASLAN GERİLLA SAVAŞINI BAŞLATTI
!.
Barış önerisi kabul edilmeyince II. Kılıçaslan,
atlı akıncılarını görevlendirdi. Bizans ordularının geçeceği
yolları, köprüleri bozdurdu; alan taran etti. Suları içilmez hale
getirtti. Eskişehir yolunu bırakıp, Denizli üzerinden, Başkent Konya'yı
almak taktiği içinde bulunan Bizanslıların; silahlarını, savaş araçlarını, yiyecek - giyeceklerini gerilla savaşı
yöntemi ile yok etme girişiminde bulundu. Daha savaş başlamadan, Bizanslıları
yıprattı; morallerini bozdu; güçlerini kırdı.
BİZANS İMPARATORU; 700 BİN KİŞİLİK
ORDUSU İLE, ULUBORLU-SENİRKENT ÜZERİNDEN KUMDANLI'YA GELDİ !.
Bizans İmparatoru Manuel Kommenos'un
başında bulunduğu 700.000 kişilik süvari, bunların ağırlıklarını
taşıyan 500 araba ve çok sayıdan oluşan ordu pek çok, hiç beklenmedik
engelle karşılaştıktan sonra; Senirkent ilçesinin Gençali köyü ile
Yalvaç'ın Gökçeali köyleri arasındaki dar boğazda, iki yanı sarp dağ
ve tepelerle çevrili; Kumdanlı (Miryokefalon) da 1176 yılının Eylül ayında; II. Kılıçaslan'ın 60 bin kişiden oluşan
kuvvetleri tarafından pusuya düşürüldüler. Hiç beklenilmeyen bir
yerde ve zamanda Bizans ve Türk ordusu arasında acımasız, kanlı bir çarpışma
başladı...
Kısa süre içinde Türkler, düşmanlarını kılıçtan geçirdiler. Savaş
alanı; çevredeki dağlar, dereler, tepeler düşman erlerinin ölüleri
ile doldu. İmparator da Türklere tutsak (esir) oldu.
II. Kılıçaslan; Bizans İmparatoru Manuel Kommenos'un canını 100.000
altın karşılığında bağışladı. Altınları aldıktan sonra sarayına
gitmesine öyle izin verdi. Kumdanlı savaşında düşmanın 500 araba ile
çeke çeke bitmeyen; savaş araçları, yiyecek - giyecek, silah, makine, altın, inci gibi şeylerin
tümü Türklerin eline geçmiş oldu.
|
1176 KUMDANLI (MİRYOKEFALON) ZAFERİ,
İSLAM DÜNYASINDA SEVİNÇ YARATTI
Kumdanlı büyük zaferinden sonra II. Kılıçaslan:
Halifeye
Müslüman ülkelerin başında bulunanlara
Dost ülkelere
Türklerin komşularına
birer armağan gönderdi, mutu zaferi de bildirdikten sonra:
-Rumların korkulacak bir yanı kalmadı, başları ezildi.
müjdesini verdi. Bu haber İslam dünyasında bomba etkisi yaptı. Sevinçle
karşılandı. Her yerde şenlikler yapılmaya başlandı. Ozanlar bunu halka:
-Müslümanlar mutlu, Hıristiyanlar yaslıdır.
-Beklediğimiz sevindirici uğurlu haber geldi!
-Zafer haberi, müzik sesi gibi dinleniyor.
sözlerini içine alan şiirlerle bildirdiler.
BİZANS İMPARATORU 1176 KUMDANLI YENİLGİSİNİN
ACISINI BİR TÜRLÜ UNUTAMADI
1176 Kumdanlı Zaferi ile, Haçlı ordularının
saldırıları yüzünden 1097'den 1176'ya dek Bizanslılarda bulunan üstünlük,
Türklere geçmiş oluyordu. 1071 Malazgirt savaşından sonra bu, Bizanslılara
vurulan ikinci büyük bir şamardı. Kumdanlı Savaşı özellikle iki şeyi
açık seçik olarak, Bizanslılara göstermişti.
- Anadolu Türklerin yurdudur.
- Türkleri Anadolu topraklarının üzerinden
sürüp çıkarmaya Bizanslıların gücü yetmeyecektir.
II. Kılıçaslan Batılı ülkelere bir
elçi kazanılan Kumdanlı Zaferini bildirdi. Bizans İmparatoru Manuel
Kommenos ise yenilgisinin duyulmasını istemiyordu. Bu yenilginin acısını
da bir türlü unutamadı. Kumdanlı yenilgisi ölünceye dek Bizans İmparatorunun
içini kemirip duran bir yara olarak kaldı.
B- İKİNCİ HAÇLI SAVAŞI (1147-1149)
İkinci Haçlı Savaşını, işbirliği
ederek, Alman İmparatoru Konrat III. ile Fransız Kralı VII. Louis düzenlediler.
Alman İmparatoru Konrat III, 75.000 kişilik bir güçten oluşan ordusu ile
Konya Ovasına geldi. Sultan Mesut, sayıca pek az olan ordusu ile yolunu
kesti. Kanlı bir savaş başladı. Sultanın kuvvetleri Haçlı Ordusunu
yenilgiye uğrattı. Alman İmparatoru Konrat III, İznik'e sığınarak canını
kurtardı.
Fransız Kralı VII. Louis, 150.000 kişilik
ordusu ile yardıma koştu. İznik'te birleştiler. Sayıca pek çok olan bu
ordu ile karşılaşmak istemeyen Sultan Mesut, Haçlıları Toros Dağlarına
dek çekti. Toroslarda da müthiş bir gerilla savaşı başlattı. Bu çarpışmalarda
pek çok kayıp veren Haçlılar, Antalya'ya sığınarak canlarını
kurtarabildiler.
C- ÜÇÜNCÜ HAÇLI SAVAŞI (1189-1192)
Avrupalılar, yüz binlerce ölü vererek aldıkları
kutsal kent Kudüs'ün; ellerinden Selahattin Eyyubi tarafından geri alınmasını,
içlerine sindirmediler. Fransa Kralı Filip Ogüst; İngiltere Kralı Aslan Yürekli
Rişar; Alman İmparatoru Frederik Barbaros, hemen bir Haçlı Seferi düzenlediler.
Alman İmparatoru Frederik Barbaros, çoğunluk
çapulcu olan, asker bile bulunmayan 600.000 kişilik kuvveti ile yola çıktı.
Viyana üzerinden Balkanlar'a gelince, Selçuklu Sultanı II. Kılıçaslanın:
-Türk topraklarına ayak basmayın! Basar iseniz bu topraklar sizlere
mezar olur!
sözlerini ileten elçisi ile karşılaştı. Alman İmparatoru Frederik bu
ihtarı önemsemedi. Çanakkale Boğazından, Anadolu'ya girdi.
ALMAN İMPARATORU ULUBORLU'YA GELİNCE, TÜRK
ORDUSU İLE KARŞILAŞMANIN YOLLARINI ARAMAYA BAŞLADI!.
Alman İmparatoru Frederik, Uluborlu üzerinden
Türk topraklarına girince, Almanlarla savaş başlamış oldu. Uluborlu'dan
Akşehir'e; oradan da Başkent Konya'ya gitmek için bir yol vardı. Uluborlu,
Senirkent, Gençali Köyü üzerinden 1176 Kumdanlı (Miryokefalon) Savaşının
yapıldığı dar boğazdan geçerek Yalvaç'a; oradan da Akşehir üzerinden
Konya'ya varmak.
"BU YOLDAN GİDER İSEK HİÇ BİRİMİZ
SAĞ KALMAYIZ !."
Bu yol; 1176 Kumdanlı Savaşının yapıldığı,
Bizanslılara mezar olan, Kumdanlı'nın önündeki dar boğazdan geçiyordu.
tıpkı Bizanslılar gibi bir tuzağa düşer iseler, hiç biri sağ kalmaz,
bu topraklar hepsine de mezar olurdu. Bu tehlikeyi önlemek için, bu ana yolu
bıraktı; dağ ve tepelerin üstünden geçip Akşehir Ovasına doğru
yol almaya başladı. Hava çok soğuktu. Aylardır yolda oldukları için Haçlılar
yorgundu. Yiyecekleri de bitmiş açlık başlamıştı.
Bu çevreyi, araziyi
avuçlarının içi gibi bilen II. Kılıçaslan akıncıları da gerilla savaşına
başlamışlardı. Gece gündüz, er geç, varlı vakitsiz... demeden vuruyor,
kırıyor, sularını içilmez hale getiriyor, silahlarını, giyeceklerini
yok ediyorlardı. O vakte dek "gerilla savaşı nedir?" hiç
bilmeyen, bu savaşın yabancısı bulunan Haçlı Orduları şaşırıp kaldılar,
Pek çok ölü ve kayıp vermeye başladılar...
HAÇLI ORDULARI, ULUBORLU'DAN AKŞEHİR'E
TAM OTUZ GÜNDE VARABİLDİLER !.
Alman İmparatoru Frederik kumandasındaki 600
bin kişilik Haçlı Ordusu pek çok kayıp verdikten sonra, en çok üç-beş
günlük Uluborlu-Akşehir arasındaki yolu, tam (30) günde alabildiler.
Uluborlu'dan kalkıp Akşehir'e varmaları otuz gün sürdü.
ANADOLU TOPRAKLARI,
ALMAN İMPARATORUNA MEZAR OLDU
Haçlılar Konya'ya vardıklarında, kent halkı
kaleye ya da içerilere doğru çekilmişti. II. Kılıçaslan'ın kalede
bulunduğunu öğrenince, hemen kenti terk ettiler. Karaman'a geçtiler.
Pek büyük kayıplar vere vere, her geçen gün
sayıları azala azala, yol almaya çalışıyorlardı. Daha Akdeniz kıyılarına
bile varamadan, Alman İmparatoru bir nehirde boğuldu, öldü. Başsız
kalan, moralman çökmüş bulunan Haçlılar Silifke'ye girebildiler.
Pek çok ölü ve kayıp verdikten sonra,
Akdeniz yolu ile Suriye, Filistin topraklarına ayak bastılar ama özlemini
duydukları, uğruna bunca kayıp ve ölü verdikleri Kudüs'ü Müslümanlardan
geri alamadan, ülkelerine geri dönmek zorunda kaldılar.
ISPARTA'NIN BİR İLÇESİ OLAN YALVAÇ'TA
HAÇLILARIN, RAHAT BİR SIĞINAK YERİ BULDUKLARI DOĞRU MU?
"1097 yılı Haçlı Savaşlarında
(Antiochia Pisidya -Pisidya Antakyası) denilen Yalvaç'ın duvarları içinde,
Haçlılar rahat bir sığınak ve yaşam yeri buldular."
Bu, tarihi gerçeklere uymamaktadır. Birinci
Haçlı Savaşları 1096 yılında başladı; 30 Haziran 1097'de I. Kılıçaslan
Haçlıları Eskişehir önlerinde karşıladı. Haçlılar 21 Ekim 1097'de de
Antakya kuşatmasını yaptılar.
Haçlıların Isparta il sınırları içinde
bulunan Uluborlu, Yalvaç.. yörelerinde bulunuşları, 97 yıl sonra, üçüncü
Haçlı savaşları zamanındadır; o yıllarda da Selçukluların başında
II. Kılıçaslan bulunuyordu.
|