|
Yunanistan'ın Kuzeyinde küçük bir topluluk
olan Makedonyalılar sonradan dil ve kültürlerini benimseyerek, Yunanlılaştılar.
Makedonya İmparatorluğu M.Ö. 725 yılında kuruldu. 33 yıl İran İmparatorluğuna
bağımlı kaldı. M.Ö. 356 da doğan Büyük İskender Kral olduktan sonra,
Anadolu'nun Batısı, Yunan etkisinde kaldı; Atina'ya bağlandı.
Büyük İskender M.Ö. 334 yılında
Anadolu'ya çıktı. Çanakkale boğazından geçerek, İran'a vardı; İran
İmparatorluğuna son vererek, daha Güneye indi; Suriye, Lübnan, Filistin
devletlerini ele geçirdi. Mısır'a girdi. Afganistan'a vardı. M.Ö. 323'de
33 yaşında iken Babil kentinde öldü.
Büyük İskender'in ölümünden sonra daha 36
yıl, Anadolu'nun bir kısmı Yunan İmparatorluğunun egemenliği altında
kaldı.
Makedonyalılar (Yunanlılar) devri; başta Isparta olmak üzere, özellikle ilçelerinden:
- Uluborlu
- Eğirdir
- Atabey
- Yalvaç
tarihleri bakımından pek büyük önem taşımaktadır.
Daha İranlı'lar zamanında içlerinde Isparta'nın da bulunduğu;
kıyılarına Yunanlı göçmenlerin gelip
yerleştiklerini; kısa süre içinde de para getiren işleri, önemli devlet
hizmetlerini tekellerine alarak, köşe başlarını tuttuktan sonra, yerli
halka zorla :
Dillerini, kültürlerini kabul ettirme çabası içine girdiklerini görmüştük.
Yunan Kralı Büyük İskender İran İmparatorluğunu
ortadan kaldırıp, tüm Anadolu'yu egemenliği altına aldıktan sonra,
Yunanlılar daha iyi bir Anadolu'yu Yunanlılaştırma ortamı
buldular. Ellerine geçen bu fırsatı da çok iyi değerlendirdiler.
ISPARTA VE İLÇELERİNE RUMLAR BU DEVİRDE
GELDİLER; İKİ BİN YILI GEÇKİN BİR SÜRE DE BU TOPRAKLAR ÜZERİNDE YAŞADILAR.
Yunanlılar daha önceleri, İranlılar zamanında
Anadolu'ya göç etmiş bulunan soydaşlarına güç, kuvvet, moral, canlılık
verdikten başka; Akdeniz Ege, Karadeniz kıyı şeridi içlerine
- Atina Yunanlılarını
- Mora yarımadası Ispartalılarını
- Kıbrıslı Yunanlıları
göçmen olarak getirip, yerleştirdiler.
RUMLAR; ISPARTA VE ÇEVRESİNDE NERELERE
YERLEŞTİLER?
Rumların (Rum: Yunan soyundan olup, Müslüman
ülkelerde yaşayan Yunanlılara verilen ad) yerleşme yeri Isparta kentinin içi, Uluborlu Kalesi, Eğirdir Gölü'nün içindeki Nis (Yeşil
Ada) başta olmak üzere Atabey, Yalvaç, Sütçüler ilçeleri idi. Rumlar
iki bin yılı geçkin uzun bir süre bu topraklar üzerinde yaşadılar ve;
- Isparta kentinin yapısı
- Yerli Halk
üzerinde etkili de oldular.
ISPARTA VE YÖRESİNE YERLEŞEN RUMLAR İLK
İŞ OLARAK NELER YAPTILAR?
- YER ADLARINI DEĞİŞTİRDİLER
BULUNDUKLARI YERLERE YUNANCA ADLAR VERDİLER
Yunanlılar devrinde Isparta ve çevresindeki
bazı belli başlı yerlerin adları şöyle idi:
Isparta
BARİS
Eğirdir PROSTANNA
Atabey AGRAS - AGRAİ
Keçiborlu EUDOSCİOP
Uluborlu APOLLONİA - SOZOPOLİS
Gelendost AMBLADA
Yalvaç ANTİOCHEİA PSİDİA
Ş. Karaağaç NEA POLİS
Burdur TYMBRİANAS
Dinar
APEMEİA
Akşehir PHİLOMELİON
Beyşehir KARALLİA
Seydişehir KALYBRASSOS
Ağlasun SAGOLASSUS
Afyon
AKROENOS
- BULUNDUKLARI YERLERDE PARA GETİREN İŞ KOLLARINI ELE GEÇİRDİLER VE TEKELLERİNE ALDILAR
Rumlar Isparta ve çevresinde bulundukları
yerlerdeki; halıcılık, dericilik, çulhacılık,
ayakkabıcılık gibi el sanatlarını; alım-satım,
tarım, hayvancılık, balıkçılık, taşımacılık işlerini tekellerine
aldılar; yerli halk para getirmeyen, çok emek ve zahmet isteyen, çileli işler
yapıp geçimlerini sağlamak zorunda kaldı.
- DİNLERİ OLAN HIRİSTİYANLIĞA ÖNEM VERDİLER; BULUNDUKLARI YERLERE KİLİSE YAPTILAR !
Rumlar dinleri olan Hıristiyanlığa önem
verdiler, bulundukları yerlere kiliseler yaptılar. Bu kiliselere birer Hıristiyan
din adamı olan papaz verdiler. Bir bölgenin din işlerine başkanlık
etmesi için de Piskopos görevlendirdiler.
|
- ÇOCUKLARINI, GENÇLERİNİ VE YETİŞKİNLERİNİ
EĞİTECEK OKULLAR AÇTILAR !
Rumlar, Isparta ve çevresindeki yerleşim
yerlerinde çocuklarını, gençlerini ve yetişkinleri eğitecek okullar açtılar.
Bu Rum okulları çoğunluk bugünkü ilkokulların düzeyindeki iptidai
ve orta dereceli okulların dengi bulunan Rüştiyelerdi. Yunanlılar
devrinden 2500 - 3000 yıl sonrasının şu : ISPARTA'DA ESKİ TÜRK, RUM VE
ERMENİ OKULLARI Belgesi, Rumların Isparta ve çevresindeki durumlarını çok
iyi anlatacak niteliktedir. 1893 yılında Isparta Hamitâbâd adını
taşıyordu, Konya'ya bağlı idi. O zamanlar beş ilçesi vardı, beşinde de
birer Rüştiye bulunan ilçeler ve öğrenci durumu şu idi.
Hamitabat (Isparta
ili)......................... 92 öğrenci
Ş. Karaağaç......................................
78 "
Uluborlu............................................
91 "
Eğirdir...............................................
52 "
Yalvaç...............................................
66 "
TOPLAM.........................................
379 "
ISPARTA RUM VE ERMENİ OKULLARI
Isparta Kemer Mah. Rum İlkokulu
(iptidai) 345 öğr.
Isparta Temel Mah. Rum İlk.
" 360 "
Isparta Temel Mah. Rum İlk.
II. "
55 "
Uluborlu Rum İlkokulu
" 55 "
TOPLAM...................................... ........... 815 "
ORTA DERECELİ RUM VE ERMENİ OKULLARI
Isparta orta dereceli Ermeni Okulu (Rüştiye) 60 öğr.
Isparta Kemer Mah. Rum
Okulu "
230 "
(Bu okul sadece Rum kızları içindi)
Isparta Emre Mah. Rum
Okulu "
109 "
(Bu okul da sadece Rum erkekleri içindi)
TOPLAM.................................................. 399 "
Görüldüğü gibi 1893 yılında Isparta ve
ilçelerindeki okullarda 379 öğrenci bulunurken, Rum ve Ermeni okullarında
da 1214 kişi öğrenim görmekte idi.
- YUNANLILAR DEVRİNDE, ISPARTA VE ÇEVRESİNE
GELİP YERLEŞEN RUMLAR, NASIL BİR YAŞAM SÜRÜYORLARDI?
Yunalılar Devrinden 2000 - 2500 yıl sonra
1845'lerde Keçiborlu, Uluborlu, Yalvaç, Eğirdir üzerinden Isparta'ya gelen İngiliz gezgini
F. V. J. ARUNDEL gezip gördüğü yerleri yazmış olduğu
kitapta şöyle anlatmaktadır.
"Isparta'ya vardıktan sonra, çoğunluk Ermenilerin bulundukları bir
hana yerleştik. Bu Ermeniler hanın uzun salonunda basma bezi dokuyorlardı. Sabah erkenden,
Isparta'daki RUM KİLİSELERİNİ görmeye çıktık. Rum
mahallesi kentin Batı ucunda ve Türk mahallelerinden ayrı bir yerde idi.
Kilisenin papazını zor bulabildik. Nikola adındaki bu papaz Moralı idi.
Hemen hemen yerin altına gömülmüş bulunan kilisesini gösterdi. Papaz
Nikola bize Isparta'nın Pisidia Piskoposluğunda bulunduğunu, Isparta'da oturması gereken Piskoposun şimdi Antalya çevresinde (Lysa) da yerleştiğini
orada oturmakta olduğunu söyledi. Katlandığı bu zahmete karşılık biz
ona Rumca bir İncil'le bir kaç küçük kitap verdik.
RUMLAR ISPARTA'DA DÖRT KİLİSE, KIRK CAMİ OLDUĞUNU SÖYLEDİLER !.
Hana varır varmaz başka iki papaz daha geldi; bizden Rumca İncil istediler.
Bize Isparta'da dört kilise, kırk cami olduğunu söylediler. Kiliselerinin
eski zamanlardan kaldığını savunarak, Hıristiyanlığın ilk kuruluşu ile
yaşıt bulunduğunu anlattılar. Bu kentte Hıristiyanlık diğer yerlerden
daha iyi bir ortam bulmuş.
Isparta'da güzel çeşmelerin çokluğu ilgi çekiyor. Rum kiliselerinden
hana gelinceye dek, yirmi dakikalık bir süre içinde otuzdan fazla çeşme gördük
ve saydık".
ESKİ YUNAN ADLARINI TAŞIYAN ADALARDAKİ RUMLAR, BURAYA KIBRIS'TAN GELİP
YERLEŞMİŞLER !.
İngiliz F.V.J. ARUNDELL, Eğirdir ilçesinde gördüklerini de şöyle anlatıyor:
"Eğirdir Gölü'nün görünümü, tarif edilemeyecek kadar güzel.
Hatta İtalya'nın en güzel göllerinden daha da güzel diyebilirim.
Tepelerin kıyılarında, Eğirdir'e giden yolun üstünde Yörük adı
verilen Türkmenlerin, açık havada çalışmakta olduklarını gördük.
Basit el yapması tezgahlarda iki üç kadın, hayvan sürülerinin içinde
dokuma işi yapıyorlardı.
Önümüzde eski Yunan adlarını
taşıyan iki ada görünüyor. Bunlardan biri, bir Türk'ün malı imiş.
İkincisinde Türkler ve Rumlar karışık olarak oturuyorlar. Rumların
birazı yerli olup, Türkçe'den başka bir dil bilmiyorlardı. Birazı da Kıbrıs'tan
buraya gelip yerleşmiş".
ULUBORLU'DA KALENİN İÇİNDE, TÜRKLERDEN AYRI, YAŞAYAN BİR RUM TOPLUMU
İLGİMİZİ ÇEKTİ !
F.V.J. ARUNDELL, Uluborlu'da gördüklerini de şöyle anlatıyor:
"Uluborlu'ya vardıktan sonra yolumuzun üstünde bulunan bir yazıtı
(kitabeyi) kopya ettik. Bir çeşmenin yanında başka bir yazıt daha
bulduk.
İç kaleye girince orada Türklerden ayrı yaşayan 300 kişilik bir Rum
toplumu ilgimizi çekti. Kendilerinin anlattıklarına göre
tâ eski zamanlardan beri kalenin içinde yaşıyorlarmış. Pisidia
piskoposluk ruhani bölgesine dahil imişler. Ziyaret ettiğimiz papazları
karısı öldükten sonra, kırk yıldan beri bekâr olarak yaşayan bir
ihtiyardı. Uluborlu bahçelerinde bazı eski Yunan diliyle yazılmış yazıtlarda
kopya ettik. Papaz bizi kiliseye götürdü; gezdirdi. Kilise, eski bir yapı
idi. Dış duvarının örgüsünde, bir çok antika taşlar ve yazılar
görülüyordu".
BİR ZAMANLARIN BÜYÜK BİR HIRİSTİYAN KENTİ OLAN YALVAÇ'TA, HİÇ BİR
HIRİSTİYAN YAŞAMIYORDU !.
Gezi notları kitabında F.V.J. ARUNDELL, Yalvaç'a varışını da şöyle
anlatıyor.
"İlk gözümüze çarpan şey Yalvaç'ta bir mabedin muhteşem taşları
ve sütunları oldu. Biraz daha ilerleyince muazzam taşlarla yapılmış büyük
bir binaya rastladık. Bu bir kilise idi. Vaiz yerinin yuvarlak bölümü
daha yerli yerinde duruyordu. Belki en eski kiliselerden biri olan bu yerde
saatlerce, günlerce, haftalarca, aylarca kalmak isterdim. Ama, kalmamak
zorunda idim. Bir zamanların büyük bir Hıristiyan kenti olan Yalvaç'ta
hiç Rum yoktu; hiç bir Hıristiyan da yaşamıyordu".
|