|
ISPARTA’NIN DORUKLARINDA
DEDEGÖL DAĞI (Dedegül Doruğu 2998 Metre)
Dedegül doruğu, haritalarda Anamas Dağları adı
verilen dağ grubunda yer alır. Söylenceye göre doruğa adını
veren gülleri erenlerden sayılan bir “dede” dikmiş, zamanla
doruk “dedegül”, dağın genel adı ise “dedegöl” adını almıştır.
Doruğun güneyinde “Kara Göl” adı verilen küçük bir göl
bulunmaktadır.
Kuzeyinde ise bilimsel anlamda “speleoloji” adı
verilen, mağaracılık bilimi literatüründe önemli bir yeri olan,
haritalandırma ve keşfi süren “Pınargözü” mağarası
bulunmaktadır.
Beyşehir Gölü’nü besleyen kaynaklardan olan
Pınargözü mağarasından çıkan suyun ısısı Ağustos ayında 5,8
C0’dir. Dedegöl dağının 1550. metresindeki Pınargözü mağarasına
bilinen 6,5 km uzunluğuyla, araştırılması ve girilmesi oldukça
zordur (Aygen, 1984).
Suyun içinde alabalıklar bulunmaktadır.
Dağın güneyinde “Kartos Suyu” adı verilen bir su
kaynağı bulunmaktadır. Kartos Suyu Antalya İli Beşkonak
Kasabasında bulunan “Köprülü Kanyon Milli Parkı”na adını veren
Köprü Çayının başlangıcıdır.
Yine doruğun kuzeyinde “yayla” adı verilen alanlara yaz
aylarında pek çok aile dinlenmek için akın eder. Günümüzde
konar-göçer yaşam biçimini bırakarak çekirdek aile olarak
yaşayan, pek çoğu Serik (Antalya) nüfusuna kayıtlı bu ailelerin
yetişkinleri yaz boyunca çadır kurarak Yörük atalarını ve
çocukluklarını anarlar.

Geleneksel ETUDOSD dağcılık şenliği 1991,
Dedegül Doruğu. Fotoğraf; Durmuş Uçgun.
Yüzeyi karbonatlı kireç taşı olan masifin
kuzey-güney transı (bir önceki kamp alanında gereç bırakmadan
kuzey etekten doruğu aşarak güney eteğe inmek) mümkündür. Ancak
batı-doğu transı bir çok teknik rotayı aşmayı gerektirir. Önceki
sayılarında Atlas dergisinde Dedegöl dağının bazı teknik
rotaları ve dağa ulaşım konusunda güzel bir makale
yayınlanmıştı. Aynı bölgede Türkiye Dağcılık Federasyonu 1997
yılında “yaz temel”, 2003 yılında da ileri kaya eğitimi
yapmıştı. Dağın tur kayağı ile transı Dünya’da ilk defa 2001
yılı mart ayında Durmuş Uçgun (Türkiye Dağcılık Federasyonu
Isparta İl Temsilcisi) tarafından gerçekleştirilmiştir.
Dağın 2000 metreye kadar olan yüzeyinin sedir ve kızıl çam
ormanları, Beyşehir gölünün yukarıdan görüntüsü, dağcı
olmayanları da Dedegöl dağının bağımlısı yapacak güzelliktedir.
Dağın kuzey batısında Yaka adı verilen köyle
aynı adı taşıyan dört kilometrelik kanyon da mutlaka
görülmelidir. Kanyonu su ısısının düşüklüğü sebebiyle ancak yaz
aylarında geçme olanağı bulunmaktadır. Yaka kanyonunu baştan
sona bitirmek vücudumuzun tamamıyla ıslanmasına neden olur. Kask
dışında her hangi bir teknik gereç gerektirmeyen kanyonda
ayaklarınızın altından kaçan alabalıkları görebileceğiniz gibi
yer yer iki metre enindeki genişlikte ve kelebeklerin uçuştuğu
şelalelerde hatırı sayılır görüntüler yakalayabilirsiniz.
Dedegöl Dağı’nda kış tırmanışlarında kazma ve krampon
gereklidir. Tırmanış için iki gününüzü ayırmanızı öneriyorum.
Tur kayağı ile geçiş ve alışılmış tırmanış için Durmuş Uçgun ya
da Nurtay Yatman (Türkiye Dağcılık Federasyonu Tur Kayağı
Eğitmeni, halen Eğirdir’de doğa sporları malzemeleri satan bir
işletmesi ve “Dağcılık” adlı bir kitabı bulunmaktadır.)’dan
ayrıntılı bilgi alınabilir.
BARLA DAĞI (Gelincik Doruğu)

Fotoğraf: Durmuş Uçgun, Geleneksel ETUDOST
Dağcılık Şenliği
Pek çoğumuz tarafından “Barla Dağı” adı verilen
Gelincik Doruğu, doğusundaki Barla kasabası ile birlikte anılır.
Dağın doğusu Barla kasabası ile Eğirdir gölünün kıyısındadır.
Doruğun batı eteğindeki düzlükte Atabey ilçesi yer alır. Dağın
doğu-batı transı mümkünken kuzey-güney transı teknik bir rotayı
gerektirmemesine karşın dağcılar açısından yeğlenmez. Çünkü dağ
kuzeyden güneye bir sırt hattı çizer, doruk ise bu hattın
ortasındadır.
Karbonatlı kireç taşı yapısındaki dağın doruğu
ve Barla kasabası arasında “Çukur Yayla” adı verilen, yaz
aylarında yeşil çimenlerle kaplı güzel bir kamp alanı vardır.
Teknik bir rota gerektirmeyen dağa tırmanış için
doruğun doğusundaki Barla kasabasından başlamanızı ve iki
gününüzü ayırmanızı öneriyorum. Kış aylarında kazma ve krampon
gerekir. Tur kayağı ile geçiş ve alışılmış tırmanış için Durmuş
Uçgun ya da Nurtay Yatman’dan ayrıntılı bilgi alınabilir.

Gelincik Doruğunda. Geleneksek ETUDOSD Dağcılık
Şenliği (Beşinci). TDF Başkanı Sayın Alaattin Karaca, Gültekin
Dabanca, Durmuş Uçgun, Fuat&Şengül.
DAVRAZ DAĞI (Ulparçukur Tepe, 2635 Metre)

Davraz Doruğunda; arkada Karacaören Baraj Gölü
ve Dereboğazı. Fotoğraf: İsmail Naltı. Soldan sağa, Oğuzhan
Özaltın, M. Kerem Burhan.
Doruğu 2635 metre yükseltiye sahip olan dağın
adının “Davraz”mı?, “Davras”mı? olduğu tartışılmaktadır.
1/25000’lik haritalarda dağın adı Davras olmasına rağmen bölgede
yaşayanlar dağa Davraz adını vermektedirler. Batıdan doğuya
doğru uzanan dağın güney yüzü uçurumlarla kaplıdır.
Davraz’ın tırmanış için üç alışılmış rotası
vardır;
Batı Rotası:

Davraz’a Sav köyü üstünden (Batı Rotası)
tırmanış. Arkada bulutların altında, Isparta ovası ve Burdur
gölü. Fotoğraf; Oğuzhan ÖZALTIN. Soldan sağa, M. Kerem Burhan ve
İsmail Naltı.
Batı rotası Isparta-Antalya karayolu üstünde
bulunan Sav Köyünün üstünden başlar. Köyün içinden otomobille
yada yürüyerek, su kaynağına ulaşılır. Kızıl çam fidanlarının
arasındaki su kaynağından daha yukarıda su kaynağı
bulunmamaktadır. Yaz aylarında günübirlik tırmanılabilecek rota
teknik malzeme kullanılmadan tamamlanabilir. Kış aylarında kazma
ve krampon gerekebilir.
Kuzey Rotası:

Davraz Dağı Kuzey Rotası, Foto; Durmuş Uçgun
Davraz Kayak Merkezinden Kıryaylaya çıkılır.
Kıryaylaya hakim masa tepeden Oğlaktaşı’na çıkılır.
Oğlaktaşı’ndan doruğun bulunduğu Ulparçukur tepenin altına
varılır. Kış aylarında oluşan kornişler çığ düşmesini
kolaylaştırdığından sakıncalı bir rotadır.
Doğu Rotası:
Yine kuzeydeki Kayak Merkezinden doğuya doğru
tırmanıldığında büyük geven alanına ulaşılır. Büyük geven
alanından sırasıyla küçük Davraz ve büyük Davraz doruklarına
ulaşılır. Bu rota kış tırmanışlarında güvenli olmasına rağmen
uzun sürmesi sebebiyle yeğlenmez.

Nurtay Yatman Davraz Doruğuna Kuzey rotadan Tur
Kayağı ile tırmanırken, Şubat 2002. Fotoğraf; Durmuş Uçgun.
AKDAĞ (Baca Tepe, 2271 metre.)

Akdağ Doruğundan Davraz Batı Rotası, 11 Nisan
2004. Foto; Oğuzhan ÖZALTIN.
2271 metre yükseklikteki Akdağ’ın doruğunda
beton bir sınır taşı bulunur. Doruğun doğusunda “Karakaya” adı
verilen bir kütle bulunmaktadır. Karakaya ile Akdağ doruğunu
doğu-batı yönünde bağlayan boyunda antik bir su kaynağı
bulunmaktadır. Suyun kaynağının değişmemesi için kaynağın
tabanında ve çevresinde tuğla ve diğer taşlardan yapılan
kalıntılara rastlanır. Ancak kalıntılar bilinçsiz kişilerce
kırılıp dökülmüştür. “Başpınar” adıyla bilinen kaynak doruk
öncesindeki son su kaynağıdır.
Dağa Ağlasun ve Isparta’dan çıkmak mümkündür.
Dağın güneybatısında Sagalossos adlı antik bir Roma Kenti
vardır. Antik kentte Büyük İskender’in kışladığı bilinmektedir.

Akdağ doruğundan Isparta ve Gelincik doruğunun
(Barla Dağı) görünümü, 11 Nisan 2004.

Akdağ’ın kuzeyden (Darı Deresi Köyü üstünden )
görünümü. 11 Nisan 2004. Foto; Oğuzhan ÖZALTIN.

Dr. Anıl Güner’in sütlü kahve ve helva keyfi.
Akdağ’ın kuzeyden (Karatepe’den) görünümü. 17 Nisan 2004. Foto;
Oğuzhan ÖZALTIN.

Akdağ’ın Güneyi, Ağlasun İlçesi. 11 Nisan 2004.
Foto; Oğuzhan ÖZALTIN.

ISPARTA’DA DAĞCILIK
Isparta’mızda dağcılık adına bilgi ve
tecrübesiyle yetkin sayılan iki ad kuşkusuz Nurtay YATMAN ve
Durmuş UÇGUN’dur. Bu satırları okuyup, “Ben Isparta’nın tüm
doruklarına çıktım!” diyenleriniz olacaktır. Fakat daha önceki
yazılarımda da belirttiğim gibi önemli olan hangi dağa
çıktığımız ya da hangi okyanusu aştığımız değil; yaşadığımız
topluma neler bırakabildiğimizdir. Dağcılık sadece doruğa çıkıp,
inmek değildir. Dağcılık yaşamımızı derinden etkiler.
Dostluklarımız, gökyüzüne bakışımız, giyimimizden tutunda yaşamı
ve insanları algılayışımız dahi kendimize özgü bir hal alır.
Dolayısıyla dağcılık bir yaşam biçimidir. İşte bu iki ad
yaşamlarının önemli bir bölümünü, aynı sevdiklerine adadıkları
gibi Isparta’mızda dağcılığın gelişmesine adamışlardır.

Bir Ağrı Dağı Tırmanışından Arap Ağabeyimiz.
Yine Isparta’mızın dağcılık geçmişinde önemli
yere sahip isimler arasında, Sayın Turizm Müdürümüz ve
ağabeyimiz Gültekin DABANCA, dağlarda ve doğal afetlerde canını
dişine takan Nurullah ÇEVİKBAŞ Ağabeyimiz (Namı diğer “Arap!”),
Gençlik Spor Genel Müdürlüğü tarafından verilen “Yılın Dağcısı”
ödülüyle ilimizi gururlandıran, yurdumuzun en iyi bayan
dağcılarından biri olan Sayın Dr. Fatma Gürbüz, Eski GSGM İl
Müdürümüz Sayın Eyüp ERMAN, Eğirdir Turizm Tanıtma ve Doğa
Sporları Derneği Başkanı Sayın Celalettin Nuri UZUN, bir önceki
Türkiye Dağcılık Federasyonu İl Temsilcimiz, Sayın Yrd. Doç. Dr.
Mahmut MUTLUTÜRK yer almaktadır.
Isparta’nın Dağcılık Kulüpleri
ETUDOSD
1994 yılında kurulan, kısaca “ETUDOSD” adı ile
anılan “Eğirdir Turizm Tanıtma ve Doğa Sporları Kulübü”
Isparta’nın en eski Dağcılık Kulübüdür. 100’den çok üyesi
bulunan kulüp her yılın Mayıs ayında Türkiye dağcılığında
gelenekselleşen dağcılık şenliği düzenleyerek Isparta’yı ve
Dağlarını tanıtmaktadır. Eğirdir ilçesinde lokali bulunan kulüp
Isparta’da dağcılığın tanıtılmasında etkin görev üstlenmektedir.
Eğirdir’de düzenlenen sempozyum, Triatlon, bisiklet yarışı vb.
sportif ve kültürel etkinliklere de katkıda bulunan ETUDOSD, bir
sivil toplum kuruluşu olarak Eğirdir ve Isparta’nın
tanıtılmasına önemli katkılarda bulunmaktadır.
SÜDAK
Süleyman Demirel Üniversitesi’nde Jeofizik
Mühendisi Dr. Selda Altuncu öncülüğünde 2002 yılında kurulan
Deprem Araştırma ve Yardımlaşma Kulübü, 2004 yılında ad
değiştirerek Süleyman Demirel Üniversitesi Dağcılık ve Arama,
Kurtarma Kulübü adını almıştır. Kısaca SÜDAK adıyla anılan
kulüp, Dağcılık Eğitmeni, Biyolog Ali Şenkaynağı eğitim ve
tırmanış etkinliklerini sürdürmektedir.
DİKA
Süleyman Demirel Üniversitesi Mühendislik
Mimarlık Fakültesi, Makine Mühendisliği Bölümü İkinci Öğretim
1996 yılı girişli öğrencilerinden, Dağhan Akdağ (İstanbul),
İsmail Naltı (Isparta), Mehmet Kerem Burhan (İzmir), Oğuz Andaç
Çakır (İzmir) tarafından isimlerinin ilk harflerini
birleştirerek 1997 yılında kurulan bir topluluktur. İlerleyen
yıllarda topluluğa ben de içinde olmak üzere bir çok kişi
katılmıştır. DİKA (http://www.yahoogroups/dika.com) üyelerinin
bir çoğu, üniversiteden mezun olduklarından Isparta’dan
ayrılmışlardır.
|