|
Dönem, Demirel'in
yasaklı olduğu dönem.
Bir gün öğle saatlerinde 127 52 31 numaralı telefonu çevirdim.
Telefonu, Demirel açtı.
Dedim ki, "Canınızı sıkacak bir gelişme."
Sordu:
"Nedir?"
Söyledim:
Sizi Sürgüne gönderecekler.
Yine Sordu:
Dışarıya mı?
"Hayır" dedim;
Çanakkale taraflarına.
Tepkisi şu oldu:
Çok şükür vatanımda kalacağım.
Sonra Güniz Sokak 31'e gittim.
Konuştuk. |
Ve "sürgüne
gittiği günün sabahı", yine Güniz Sokak'ta bir araya geldik.
Alt kattaki salonda "üç kişi" vardı:
Ali Şener, Şevket Demirel, Hacı Ali Demirel. Hanımefendi ise, üst
katta, bavul hazırlıyordu. Demirel'in önünde bir harita vardı.
Bize dedi ki:
"Ankara-Çanakkale 653 kilometre... İstanbul-Çanakkale 320
kilometre... İzmir- Çanakkale 319 kilometre... Ve Çanakkale'nin
havaalanı yok. Hata etmişiz... Yeniden başa geçince, başbakan
olunca ilk işim, Çanakkale'ye bir havaalanı yapmak."
|
Şevket Demirel söze
girdi:
"Yap Ağa yap... Yaptın da bak, başına bunlar geldi... Sürgüne
gidiyorsun... Yetmedi mi?"
Demirel birden parladı.
Ve yumruğunu, önündeki sehpanın üstüne vurdu:
"O iş ayrı, bu iş ayrı...
Siyasete giriyorsan... Her şeyi göze alacaksın... Bugün sürgüne
gidiyorum ama... Döneceğim... Göreceksin, Çanakkale'ye havaalanı
yapacağım."
Yavuz Donat
Isparta'ya Ayrımlı
Bir Bakış
|
|