YALVAÇ

PISIDIA
ANTIOCHEIA

 

| Görünümler | Tarih | Kültür | Turizm | Coğrafya |

 

YALVAÇ'IN DOĞAL VE SİYASİ SINIRLARI

Yapılan çalışmaların ışığı altında, bilinen Pisidia şehirlerini de göz önüne alarak Antiocheia (Yalvaç) topraklarının yayılma alanını şöyle belirleyebiliriz:
Kuzeyden ve doğudan Sultan Dağları ile çevrilen Antiocheia toprakları güneyde Gelendost'un güneybatısındaki Eğirdir Gölü (Limnia) sahiline güneydoğuda Neopolis (Şarkikaraağaç) Altada, Anabura (Enevre) ve muhtemelen Tetrapolis'in sınırına kadar uzanıyordu. Batı sınırı ise Eğirdir Gölü'nün batı sahilinde yer alan Gençali'ye dayanıyordu. Burada antik Apollonia (Uluborlu) ile Antiocheia sınırını belirleyen bir mil taşı bulunmaktadır.

Antiocheia topraklarının güney ve güneydoğuda nereye kadar uzandığı kesin olarak bilinmemekle beraber kentin büyüklüğü dikkate alındığında sınırlarının Eğirdir Gölü'nün doğusunda Domuzluk Tepe etekleriyle daha doğuda Dedeçam Kasabası'ndan Sultan Dağlarına kadar olan alanı kapsadığını kabul etmek fazla hatalı olmayacaktır.
Yukarıda sınırlarını belirlediğimiz alanın, yaklaşık olarak bugünkü Yalvaç'ın topraklarından biraz daha büyük olduğu anlaşılmaktadır.

Tarihi gelişim içerisinde Antiocheia topraklarının güneybatıda ve özellikle güneyde Eğirdir Gölü'nün doğu sahilleri boyunca genişlemiş olması akla daha yakın görülmektedir.

 

FİZİKİ COĞRAFYA

Yalvaç ve çevresinin jeolojik ve jeomorfolojik yapısı Batı Torosların Antalya, Eğirdir kesiminin doğusunda kuzeybatı güneydoğu yönünde Sultan Dağları, Erenler ile Anamas Dedegöl Gidengelmez Dağları'nın arasında, Beyşehir (Karalis) ve Suğla (Trogitis) Gölleri'nin yerleştiği uzunluğu 150 km. genişliği de 20-25 km.yi bulan bir oluk uzanmaktadır.

Yalvaç-Beyşehir-Suğla oluğu da denen bu oluşum 3. Jeolojik zamanın Neojen safhasına tarihlenmektedir. Yalvaç kesiminde kumlu ve killi göl çökeltileri yaygındır. Bunlar arasında yörenin doğa tarihi yönünden çok önemli olan omurgalı hayvan fosilleri de bulunmaktadır. (8-10 milyon yıl öncesine ait olup Kuyucak, Tokmacık yörelerinde yapılan kazılarda ortaya çıkartılmıştır.) 

Bu oluğu doğudan çeviren Sultan Dağlan (2000 m.) Paleozoik oluşumdur. Bu büyük oluğun batısında ise yüksekliği bazı yerlerinde 3000 m.ye yaklaşan mesozoik zamanımda oluşumunu tamamlamış olan Anamas Dağları uzanmaktadır.
Sözünü ettiğimiz bu oluk, Yalvaç'ın Yarıkkaya kesiminden başlamak suretiyle Sağır, Kırkbaş, Ayvallı, Çamharman, Bağlarbaşı, Mısırlı, Terziler, Yağcılar,Kurusarı, Akçaşar, Tokmacık, Kuyucak, Çetince, Kozluçay, Dedeçam, Göksögüt köylerinden, Şarkikaraağaç kesiminin ve Beyşehir-Suğla Göllerini içine almaktadır.

Biraz engebeli olmakla birlikte oluğun Yalvaç kesiminde çok verimli topraklar bulunmaktadır. Özellikle Sultan Dağları'ndan ovaya akan sular bölgeyi kuraklıktan kurtarmıştır.

Tarihi çağlarda olduğu gibi tarih öncesi çağlarla da yerleşme alanlarının bu bölgede yoğun olmasından tarihin tüm devirleri boyunca sürekli iskan gördüğünü anlamaktayız.

Strabon (XII,577) ... Phrygia paroreia doğudan batıya doğru uzanan bir çeşit dağ silsilesine sahiptir. Ve onun eteklerinde her iki tarafta geniş bir ova uzanır. Ve onun yakınında kentler vardır. Kuzeye doğru Philomelion ve öte tarafta Pisidia yakınında ki Antiocheia denen kentler bulunur. Birinci kent tamamıyla ovadadır, halbuki öteki tepededir...

Strabon, Sultan Dağları'nın antik adını vermeden (Olympos dağları) bu bölge içinde kuzeybatı-güneydoğu yönlerinde uzanan bu dağların kuzey eteklerinde ki ovada Philomelion (Akşehir) güney etek ve yükseltileri üzerinde Antiocheia (Yalvaç) şehirlerinin varlığına işaret etmektedir. Bugünkü bilgilerimize göre her iki şehrin konumu tam bir uyum içindedir.

Oluğun güney batısının önemli bir kısmını da, Eğirdir Gölü'nün kuzey kesimini oluşturan Hoyran kapsamaktadır. Bu gölün çevresinde yer alan birçok hüyük bulunmaktadır. Günümüzde Gelendost, Hoyran Ovası ve Gençali gibi köylerin göl çevresinde bulunması burada ki iskanın sürekliliğini kanıtladığı gibi, hüyüklerde yaşayan insanların da günümüzde burada yaşayanlar gibi, gölün nimetlerinden yararlandıkları şüphe götürmez bir gerçektir.

Yalvaç bölgesi zengin bir akarsu sistemine sahip olmakla birlikte, suları taşıyan ırmak sayısı fazla değildir. Arazinin kalker ve kumlu olması nedeniyle sular kaynağa yakın yerde kaybolmaktadır. Burada sularını Hoyran gölüne taşıyan iki çay bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, sularını Sultan Dağlarının Kızıldağ ve Çallıkaya tepelerinden aldıktan sonra Kırkbaş , Mısırlı kesiminde büyüyerek Celebtaş ovasından hemen sonra geniş bir yatak içersinde Hoyran Ovasına girer. Buradan sonra Aşağı Tutar arazisi içinden geçerek Gaziri Ovasında geçerek gölün kuzeyine dökülür. Bu çaya (Eleksu) Değirmen Çayı adı verilmiştir. Bu çayın vadisinde birçok yerleşme yeri bulunmaktadır. Hoyran Ovası , Değirmen, Mısırlı vb. Diğeri ve daha uzun olan çay ise antik adı Anthios olan Sel (Yalvaç) çayıdır. Kaynakları Sultan Dağlarının Gelincikana, Hacıaliboz, Kirişli gibi tepelerin eteklerinde olan Köçek , Demirci, Gökçay, Bulanık derelerinin birleşmesinden oluşan bu çay , Anthiocheia Antik kentinin hemen doğu eteklerinden akarak Yalvaç'ın güneyinde daha birkaç küçük dereyi de alarak derin bir yatak içinde Gelendost'a ulaşır. Burada Afşar ovasından güneye dönerek kendisini oluşturduğu verimli ovanın ortasından Eğirdir Gölüne dökülür.

Anthiocheia kentinin doğu eteklerinde derin bir vadi içinde akan Anthios Çayı, şehrin sikkeleri üzerinde de yer almıştır. Bazı araştırmalara göre kentin Anthiocheia adını bir ırmaktan aldığı ileri sürülmekte ise de bu iddia yeterince kanıtlanamamıştır.

 

İKLİM

Göller bölgesi, Antalya körfezine dökülen Aksu (Kestros), Köprüçay (Eurymedon), Manavgat (Melas) gibi akarsuların vadileri boyunca kuzeye nüfuz eden Akdeniz ikliminin etkisindedir.

Bölgenin en kuzeyinde kalan Yalvaç kesimi ise 924 m. yükseklikte yer alan Eğirdir Gölü (517 km2) Kovada-Aksu vadisi ile Antalya körfezine yarı açık durumdadır. Bu nedenle İç Batı Anadolu Akdeniz bölgesi iklim şartlarının karşılaştığı bu kesimde , daha çok etkili olan Akdeniz iklim şartları ve Akdeniz bitki topluluğunun özellikleri görülür.

İç Batı Anadolu iklimi ile asıl Akdeniz iklimi arasında bir geçiş bölgesinde olan Yalvaç'ta yağışlar, asıl Akdeniz iklimine göre daha çoktur. Yağışlar en fazla kış mevsiminde görülür. Burada Akdeniz bölgesinin iklim karakterlerinden farklı olarak yazlar sıcak kışlar ise soğuk değildir.

 

BiTKi ÖRTÜSÜ

Akdeniz iklim özellikleri gösteren bölge Akdeniz bitki örtüsü karakterini de yansıtır. Özellikle Sultan dağlarının İç Batı Anadolu'dan Akdeniz'e doğru esen sert rüzgarlara kapadığı Yalvaç yöresinde çok zengin bir Flora topluluğu görülmektedir.

Eskiden tümüyle ormanlık olduğu anlaşılan Sultan Dağları'nın günümüzde muhtelif nedenlerle ortadan kalkan çıplak yerleri yeni dikimlerle kapatılmaya çalışılmaktadır. Orman örtüsünün ortadan kalkmasıyla verimli funda toprağı da önemli ölçüde bugünkü Yalvaç ovasının tabanını oluşturmuştur.

Yalvaç'ta her türlü tarım yapılmakla birlikte gelir kaynağının büyük kısmını bağcılık oluşturmaktadır.Bunun yanı sıra meyvecilik çok yaygındır.

Antik dönemlerde de Yalvaç'ın çok verimli bir araziye sahip olduğu muhtelif meyvenin bolca yetiştirildiğine tarihi yapılarda ki süsleme unsurları işaret etmektedir. Özellikle Anthiocheia çevresinde geniş bir alanda haşhaş ekimi yapıldığı, dönemin en güzel şarabının Antiocheia adı altında burada üretildiği bilinmektedir.

 

YOLLAR

Tarih öncesi çağlarda özellikle Anadolu'da kurulmuş büyük devletlerden Hititler , Persler; Makedonya ve Helenizm Krallıkları döneminde bazı önemli bölgelerin dışında bugünkü anlamında bir yol düşünmek doğru olmasa gerektir.

Anadolu'yu doğudan batıya bağlayan, yaklaşık kral yolu güzergahını izleyen iki önemli yolun dışındakiler genellikle tali yollar olarak doğu batı doğrultusunda uzanan yollara bağlanmışlardır.

Bu nedenle, akarsu vadileri ve dar geçitlerinden aşılarak doğal güzergahlardan sağlanan ulaşımı da göz ardı etmemek gerekir. Roma dönemi öncesinde özellikle dağlık bölgeler için geçerli olan bu görüşümüzün bu dönem sonrasında da aynı bölgelerde kullanımına devam edildiğini söylemek fazla hatalı olmayacaktır.

Göller Bölgesinin kuzeyinden Sultan dağları ile Hoyran Gölünün kuzeyindeki Koruç dağları ve yükseltilerinin bir duvar gibi meydana getirdiği dik yamaçları güney ve güneydoğusunda kalan Yalvaç yöresinin kültürel ilişkilerinin İç Batı Anadolu'dan daha çok güney ve güneydoğu kesimiyle olması doğal bir sonuçtur. Bununla birlikte bölgenin özellikle (MÖ 2500-2300) erken Tunç çağı döneminde bu dik dağların arkasında kalan Afyon kesimi ile Yalvaç yöresi yerleşim merkezlerinin dağ geçitleri vasıtasıyla büyük bir kültür alışverişi içinde olduğu anlaşılmaktadır.

Yalvaç Konya ovasına ve Beyşehir havzasına ulaşım güçlüğü göstermeyen bu geniş alan ile çağlar boyu mevcut yollar ile ticari ve kültürel ilişkilerde bulunmuştur. Nitekim bugün aynı yol aşağı yukarı kullanılmaktadır.

Pers Döneminde Helenistik devirde Anthiocheia'yı diğer eyaletlere bağlayan yollar var idi. Ramsay, Xerxes'in Yunanistan seferi sırasında (MÖ 481) Isaura-Palaia Fasıllar-Eflatunpınar üzerinden, yani Beyşehir Gölü'nün doğusundan Antiocheia Apollonia (Uluborlu) ve Kelenai (Dinar) üzerinden Sardes'e gittiğini ileri sürmektedir. Aslında bu yol, Ephesos'dan başlayarak Tralleis (Aydın), Laodikeia (Eskihisar), Apameia (Dinar) üzerinden gelen yol, Antiocheia'dan geçerek Beyşehir Gölü'nün doğu kıyısını izleyerek burada iki kola ayrılır. Bu yol daha sonra doğuya doğru Garsaura Arkhalais (Aksaray), Kaisareia (Kayseri), Melitene (Malatya) üzerinde Fırat Vadisi'ne kadar uzanmaktadır.

Antiocheia güneyden kuzeye giden yolun üzerinde bir başka değişle, Perge - Adada - Antiocheia - Prostanna ve Konıum güzergahında idi. Yeri geldikçe üzerinde duracağımız Prostanna yeni yollarla birlikte Antiocheia asırlar boyu bu yol ağından yararlanmıştır.

 

 
 
   
 

Isparta'ya Ayrımlı Bir Bakış